top of page
  • Yazarın fotoğrafıRena Psikoloji

İnsan ve Kaygı İlişkisini Anlamak Üzerine…

İnsanın insan ile ilişkisi hem yaşamını sürdürebilmesi hem de yaşamının onanması açısından duygusal, bilişsel ve fizyolojik bir gerekliliktir. Günümüzde gelişimi ve değişimi hızla devam eden teknoloji, kültürleri, yaşam ve beklenti stillerini etkilemiştir. Bu durum insanlar arası etkileşimi ve iletişimi etkilemiş değişimi zorunlu hale getirmiştir. Bununla birlikte insanı anlamaya çalışan bilime ve araştırmacılara sorulması gerekenlerle birlikte araştırılması gereken değişkenler de artmıştır.

Kaygı, genellikle geleceğe yönelik olan, kaynağı bilinmeyen ve kişiyi bir bütün olarak etkileyebilen genel endişe olarak tanımlanır. Kaygı kavram olarak ise Türkçe ’ye “Anksiyete” kavramının çevrilmesiyle dahil olmuştur. Kaygı çok farklı boyutları olan bir reaksiyondur. Bu boyutlar davranışsal, fizyolojik ve psikolojiktir. Ortaya çıkan boyutlar her kişi üzerinde farklı seviyede ve reaksiyonlarda kendisini gösterebilmektedir. Bu nedenle kaygıyı anlamak için öncelikle nasıl oluştuğunu ve belirtilerini bilmek önemlidir. Terleme, titreme, mide ağrısı, bulantı, baş dönmesi gibi bedensel reaksiyonlar fizyolojiktir. Kişinin tavır, tutum, hareket gibi durumları davranışsal yapının reaksiyonlarıdır. Psikolojik açıdan ise hoşnutsuzluk, endişe ve kaygı seviyesi reaksiyon olarak kendisini gösterebilir.

Bireylerde, kaygıyla birlikte birçok farklı belirti ortaya çıkabilir. Bunlar ruhsal olarak endişe, gerginlik, güvensizlik, korku, panik şaşkınlık, tedirginlik durumlarından, bedensel olan ağız kuruluğu, başağrısı, baş dönmesi, bulantı, çarpıntı, güçsüzlük, halsizlik, iştahsızlık, kan basıncı düşmesi ya da yükselmesi, kas gerginliği, mide-bağırsak yakınmaları, solunum sayısında artma, terleme, titreme ve uykusuzluk olmak üzere geniş bir yelpazede sıralanmaktadır. Ortaya çıkan belirtiler fiziksel sistemi etkilemenin yanında bilişsel sistem üzerinde de etki sahibidir. Kaygının bilişsel süreçleri etkilemesiyle kişinin benliği, kişisel kimliğiyle ilgili çeşitli sorunlar ve bozulmalar ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan belirtileri kişinin nasıl yorumlayacağı ise sahip olduğu inançlar ve ara inançlarla ilgilidir. Kişinin sahip olduğu inançlar ve ara inançlar şemaları oluşturur. Bu şemalar, kişinin kaygıya vereceği reaksiyonu ve ortaya çıkan bu kaygıyı nasıl yöneteceğini belirler. Tüm bu bilgiler gösteriyor ki, kişide var olan kaygı ve şiddetinin yerine kişide oluşmuş bilişsel şemaların ve bu bilişsel şemaların sonucunda ortaya çıkan otomatik düşüncelerin kaygı üzerindeki önemi büyüktür.

            Kaygı denince akla her ne kadar olumsuz çağrışımlar gelse de insan için olumlu ve yararlı tarafları da mevcuttur. Kaygının bireyi olumlu veya olumsuz gelişime götüren tarafını, kaygının şiddetinin ve sürekliliğinin etkilediği görülmektedir. Kaygı, herkeste bulunan doğuştan var olan ve belirli bir düzeye kadar sağlıklı ve yaşanması gereken bir duygudur.

            Kaygı ve öğrenme ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında, iki değişken arasındaki ilişki önemli görülmüştür. Yapılan araştırmalara göre, normal kaygının kişinin kendini geliştirmesine, başarılı olabilmek için daha etkin bir biçimde çalışmasına ve kendi varlığını sürdürmesine engel olabilecek tehlikeli konularda onu uyararak gerekli önlemler almasına, daha yaratıcı ve üretici olmasına yol açtığı; belli bir düzeye kadar performansı artırdığı ve bireyi güdülediği ortaya çıkmaktadır.

            Tüm bu bilgilerin ışığında, kaygı insan hayatının her yerinde var olan ve kişiler üzerinde olumsuz etkilerinin olduğu kadar olumlu etkilerinin de bulunduğu bir durumdur. Herkesi farklı düzeyde, yapıda etkileyen ve hayatımızdaki varlığını sıfırlayamadığımız kaygının literatürde çeşitli yapılanmaları ve terapi ekollerince farklı yöntemleri vardır.

 

Klinik Psikolog Doğukan Burucuoğlu

 

 

 

Kaynaklar;

-       AMERİKAN PSİKİYATRİ BİRLİĞİ (APA). (2013). Ruhsal Bozuklukların Tanısal         Ve Sayımsal Elkitabı. Ankara, E. Köroğlu, Çev. Hekimler Yayın Birliği, 5.            Baskı.

-       AVERILL, J. R. (1976). Emotion and Anxiety: Sociocultural, Biological, and          Psychological Determinants. In M. ZUCKERMAN ve C. D. SPİELBERGER    (Eds.),  Emotion and Anxiety: New Concepts, Methods, and Applications.            New York,      Psyhology Press.

-       BECK, A. T. ve EMERY, G. (2011). Anksiyete Bozuklukları ve Fobiler, Bilişsel    Bir Bakış Açısı (V. Öztürk, Çev., 2. baskı). İstanbul, Litera Yayıncılık.

-       BOURNE, E. J. (1995). The Anxiety and Phobia Workbook. New York, MJF         Books.

-       KÖKNEL, Ö. (2005). Kaygıdan Mutluluğa Kişilik. İstanbul, Altın Kitaplar, 17.      Baskı.

-       IŞIK, E. (1996). Somatoform Bozukluklar, Yapay Bozukluklar, Anksiyete       Bozuklukları, Ankara, Kent Matbaa.

 



57 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page